Diyalog, bir metnin en hızlı okunan ve en çok atlanan kısmıdır. Okur diyaloğa gelince hızlanır; kötü diyaloğa gelince de kitabı kapatır.
İyi diyalog yazmak, kulak meselesi gibi görünür ama aslında birkaç öğrenilebilir ilkeye dayanır.
İyi diyalog gerçek konuşma değildir
Gerçek konuşmayı kaydedip sayfaya koysanız okunmaz hale gelir. Gerçek konuşma tekrarlarla, "ıı"larla, konudan sapmalarla, boş nezaket cümleleriyle doludur.
Kurgu diyaloğu gerçek konuşmanın *illüzyonudur*. Doğal görünür ama aslında ayıklanmıştır. Gerçek konuşmanın havasını korur, gereksizliklerini atar.
Selamlaşmaları düşünün: "Merhaba, nasılsın?" "İyiyim, sen?" "Ben de iyiyim." Gerçek hayatta gereklidir, kurguda sıkıcıdır. Çoğu zaman diyaloğa tam da konunun kızıştığı yerden girmek gerekir.
Her diyalog bir iş yapmalı
Sahnedeki her konuşma en az bir işe yaramalı: ya olay örgüsünü ilerletmeli, ya karakteri açığa çıkarmalı, ya gerilim kurmalı.
Hiçbir şey yapmayan diyalog — hava durumu, ne yediler, nasıl uyudular — sahneyi yavaşlatır. Bu tür konuşmalar gerçekçilik kaygısıyla eklenir ama okur onları atlar.
"Dedi" görünmez bir kelimedir
Yeni yazarlar "dedi" kelimesinden kaçınmak için sözlük karıştırır: belirtti, vurguladı, dile getirdi, ifade etti, haykırdı, mırıldandı...
Oysa "dedi" okurun gözünün üzerinden kaydığı görünmez bir kelimedir. Onu süslü karşılıklarla değiştirmek dikkat çeker ve metni yorar. Çoğu yerde "dedi" ve "sordu" yeterlidir.
Nasıl söylendiğini göstermek istiyorsanız, "öfkeyle dedi" demek yerine sözün kendisini öfkeli yazın. Ton, kelimenin içinde olmalı.
Alt metin: söylenmeyeni yazmak
En güçlü diyaloglar, karakterlerin söylediklerinden çok söyleMEdiklerinden güç alır.
İnsanlar nadiren tam olarak ne düşündüklerini söyler. Kırgın biri "sana kırgınım" demez; havadan sudan konuşur, kısa cevaplar verir, konuyu değiştirir. Okur satırların arasını okur ve o boşluğu doldurmak, okumayı canlı kılan şeydir.
Karakterlerinize her düşündüklerini söyletmeyin. Bırakın bir şeyler saklasınlar.
Konuşma etiketleri ve aksiyon
Diyaloğu kimin söylediğini sürekli "dedi" ile belirtmek yerine, araya küçük bir eylem koyabilirsiniz.
"Bilmiyorum." Pencereye döndü. — Bu, hem kimin konuştuğunu gösterir hem sahneye hareket katar hem de duyguyu betimlemeden hissettirir.
Ama bunu da abartmayın; her repliğin arasına bir eylem sıkıştırmak sahneyi tıkar.
Yüksek sesle okuyun
Diyaloğun doğal olup olmadığını anlamanın en kesin yolu, onu yüksek sesle okumaktır.
Dilinize takılan, nefessiz kalan, kimsenin öyle söylemeyeceği cümleler okurken ortaya çıkar. Kulak, gözün kaçırdığını yakalar.
Ulysses Yayınları çağdaş roman, öykü ve şiir yayımlıyor. Yayın sürecini Ulysses Avantajı sayfasında anlattık.
Siz de yazıyor musunuz?
Ulysses Yayınları yazar adaylarından dosya kabul ediyor. Yayın sürecinin nasıl işlediğini Ulysses Avantajı sayfasında anlattık; dosyanız hazırsa başvuru formunu doldurabilirsiniz.